4 Temmuz 2015 Cumartesi

O - şiir

O...
Kalbi kırık bir tekne
Kıyıdan uzaklaşsa olmaz
Sana öyle bir bakar ki
Güvertesinde kıvrılıp saatlerce
Ahmak ahmak gülümser
Sonra korkarsın batırır mıyım diye
O...
Denizi ninni yapmış
Balıkları kuruntu
Balıklardan kaçsa ninnisi susacak
Ama öyle güzel salınır ki dalgaların üstünde
Uzaklara yem atarsın bütün gece
Sırf ninnisi susmasın diye
O...
Bütün gün seni bekliyormuş zannedersin
Öyledir çünkü
Çünkü sen öyle istersin
O ise kimseyi beklemez
Çünkü onu bekletmeye gelmez
Mutlaka biri vardır onu seven
Hiç kimse yoksa iki martı vardır  yoldaşlık eden
O...
Ufukta hiçliği gören
Hiçliğin kederini mutluluk zanneden
Bekler ki bir rüzgar alıp oraya götürsün
Ama bilmez ki yelkeni yok
Bilmez ki kimse kürek çekmez hiçliğe
O...
Gemilerin dalgasıyla dans eder
Kıskanır onların basıp gidişini
Ama büyük olmak istemez onlar gibi
Çünkü kalabalıktır gemiler
Herkes onları sever
Ama kimse bilmez ne çektiklerini
O...
Alırsın kürekleri çekersin onun için
O seni taşımaktan
Sen onu çekmekten yorulana dek
Ve dua edersin...

Senin için - şiir


Tanrı sana şah damarından yakınmış 
Duyar duymaz secde ettim
Cenneti sende bulurum sandım
Ağlamanı dilediysem kızma
Göz yaşlarını ben silecektim
Ellerim yanaklarındayken gülecektin
Senin için şeytan oldum
Senin için mümin
Aslıma dönemem artık
Bir kez oldum istediğin gibi
Geri dönemem, yelken açtığım tüm sular çekildi
Sana varıp vadinde yıkanmak vardı
Ne bileyim çoktan sular altında kaldığını
Yüzeyin altında gizlenen kayalarına çarptığımda beni parçalayacağını
Buna da şükür
Sende nefes aldım
Sende boğuldum

Eyvallah - şiir


Her güzel şeyin bir sonu var diyordum
Uzaklara dalmış bir kedi
Hiç adeti olmasa da
Ya da ben öyle görüyordum
Çünkü sen kedileri seviyordun
Yine bir umut
Hep bir umut
Sonra derin bir hüzün
Ölümden önce kayıp giden
Yine güzel bir gün
Sevinmek lazım diyordun
Yine dostlar uzağa düşerken birer birer
Yine soğuk ruhlar aleminin şerefsizleriyle baş başa kalırken
Evet yine de sevinmek lazım diyordun
Ne için dumanı tütüyor bu trenin
Her istasyonda kalpten bir valiz eksiliyor
En son göz göze geldiğin pişmaniye satıcısı
Tek başına yersin acı acı
Yine de eyvallah
Yeni Türkü'nün dediği gibi
Eyvallah...
Geçip giden zamana
Eyvallah güzel dostlara...

Sen sakla kendini - şiir

Karış duvarlarının arasına
Kapılarını kitle
Bakma perdeni bile aralayıp
Olur da gönlün çelinir
Olur da yeniden başlamak istersin
Bırak dalgaları düşlemeyi
İhtiyar balıkçıyı
Oltaya takılan koca gözlü balıkları
Olur da hayaller kapıverir göğsünden
Olur da peşine düşmek istersin
Düşünme arkada bıraktığın çiçekleri
Sensiz açmışlardı zaten
Kokularını özlersin de
Burnunun dikine gidersin
Olur da kendini kaybedersin
Sen sakla kendini
Nasılsa her zamanki gibi
Ben gelir yakarım gemileri

11 Kasım 2013 Pazartesi

DOSTOYEVSKİ ANISINA... EZİLENLERDEN BİR PASAJ...



Öyle degil mi diye mahsus sordum size; cevabinizin bana haz verecegini biliyordum. Hayir, dostum: 
insanlari gerçekten seviyorsaniz, akilli olanlarin benim haz duydugum seyleri benimsemelerini dileyin.. Akilli 
bir insan dünyada çirkefin içinde yasar, ya da can sikintisindan intihar eder, o zaman da dünya aptallara 
kalir tabiî. Onlar mutlu olur! Bir atasözü bile vardir: Keyif aptallarindir, derler. Hem biliyor musunuz,
akilsizlarla beraber yasamaktan, onlara kafa sallamaktan daha hos bir sey yoktur; akillinin isine de gelir bu!
Kör inançlara deger verdigime, birtakim kurallara uyduguma, yükselmek için didindigime bakmayin siz
benim; bos, anlamsiz bir toplumda yasadigimin farkindayim; bu toplumda keyfim yerindeyken kafa sallarim
ona, savunucusu oldugumu belirtmekten geri kalmam, ama sirasi gelince en önce ben birakip kaçarim onu.
Yeni dünya görüsünüzü, düsüncelerinizi biliyorum, ama hiç bir zaman dert edinmedim onlari kendime,
âdetim degildir zaten bir seyi dert edinmek. Vicdan azabi nedir bilmem. Çikarima olan her seyi kabul ederim.
Çoktur benim gibiler, keyfimiz de yerindedir. Dünyada her sey mahvolabilir, sadece bizim kilimiz incinmez.
Dünya kurulali beri variz. Dünya alt - üst olsa da biz gene üstte kaliriz. Bizim gibilerin ne kadar çok yasadiklarina
bakin, yeter size. Gerçekten çok uzun ömürlü oluruz; hiç dikkatinizi çekti mi bu? Seksen, doksan yasina
kadar yasariz. Demek ki doga da bizden yana, ha, ha, ha! Doksan yasina kadar yasamaya kararliyim.
Ölümü sevmiyorum, korkuyorum ondan. Nasil ölecegim, kim bilir? Ama yeri mi simdi bunun! O asagilik
filozof getirdi bunlari aklima. Felsefe de neymis! Buvons, mon cher! Ne güzel, kizlardan açmistik... Aa,
nereye!

17 Mart 2012 Cumartesi

Aşkı farklı kılan...


Aşkı, diğer sevgilerden farklı kılan, bizi hem en beter hüzne hem de en coşkun sevince götüren şey aşkın uzaktan yaşanamaması.
İnsan dostunu ona dokunmadan sevebilir. Annesini babasını da...
Ama sevgilini... Hayır!
Çiçeklerin suyla olan bağı gibidir aşk. Güneş çiçeğin dostuysa, su onun aşkıdır.
Çiçek güneşe dokunmadan onu sevebilir. Yalnızca ışığı yeterlidir gökkubbedeki dostunun.
Ama suya dokunmadan büyüyemez çiçek. Su, damarlarında akmadan o güzel yüzünü gösterip başı dik bir şekilde duramaz sümbül.
O yüzden suya dokunmayınca solar yasemin.
Dostu görse de yeter insan ama aşık olduğuna dokunmasa kahrolur, bükülür boynu.
İşte budur, aşkı diğer sevgilerden ayıran. Dokunamadığında duyduğun acı!

30 Aralık 2011 Cuma

Pis işler bunlar!


The ides of march ilginç film... Bir yandan idealist bir siyaset danışmanın kirli oyunlar içinde nasıl kirlendiğini anlatırken diğer yandan ABD'nin yeni hegemonya stratejisine ilişkin mesajlar veriyor. Film, baş kahramanın şu sözleriyle başlıyor:
"Ben ateist değilim, hristiyan değilim, müslüman değilim, yahudi de değilim. Benim dinim ABD Anayasası'nda yazanlardır."
Bilindiği gibi ABD Anayasası masonlarca hazırlanmış bir metin. Bu sebepledir ki kahramanımız çaktırmadan, yani anlayana "ben masonum" diyor. Daha sonra bu kahraman, yani ABD başkan adayı, ABD'nin yeni politikalarını film boyunca anlatıyor. Özellikle savaşların çok maliyetli olduğundan bahsediyor ve teknolojiyle hegemonya kurulması gerektiğini anlatıyor. Bu kişi George Clooney'in canlandırdığı demokratların başkan adayı.
Diğer kahramanımız (Ryan Gosling) ise başkan adayının siyaset danışmanı rolünde. Görevine, bu başkan adayına ve onun projelerine gönülden bağlı, baştan aşağı idealist bir adam olarak başlıyor. Gelgelelim, dünyanın menfaat dünyası olduğunu kısa zamanda öğreniyor. Filmin sonunda en başta neredeyse aşık olduğu o başkan adayına şantaj yapacak konuma geliyor. Özetle budur film. Ben beğendim. İzleyin derim. Siyasete girmeyi düşünenler özellikle izlesin. Pis işler bunlar!

O - şiir

O... Kalbi kırık bir tekne Kıyıdan uzaklaşsa olmaz Sana öyle bir bakar ki Güvertesinde kıvrılıp saatlerce Ahmak ahmak gülümser Sonra k...