
Gelgelim Fransa bu Dünya Kupası’na katılmasa da yerine İrlanda finallerde boy gösterse ne güzel ve ne de adaletli olurdu. İtalyanların büyüklerinden Trapattoni’nin büyük emeği ve tecrübesiyle, hiç maç kaybetmeden play-off turuna kadar gelen İrlanda, ilk maçta Dublin Croke Park’ta 1-0 boyun eğdiği rakibine Paris’te kök söktürdü. İrlanda beni büyüledi dün akşam. Kenardaki Trapattoni’den İrlandalıların efsanevi sol açığı Damien Duff’a kadar… O’Shea’den Keane’e kadar… Sahada takım halinde müthiş bir mücadele ve azim vardı. Tertemiz bir alınteri vardı. Rakiplerine karşıysa en ufak bir pislik yapmadı İrlandalı futbolcular. Fakat pislik yapanlar Fransızlar oldu. Sahnede de Henry vardı. Benim çok sevdiğim Henry. Malouda’nın serbest vuruşla ceza sahasına gönderdiği topu, auta çıkmadan evvel sol eliyle bir güzel kavradı Henry, düzeltti Henry ve ofsayttan gelen Gallas’ın önüne gönderdi topu. Dakika 103… Keane’in attığı gole tek cevap. Ama bu an, Henry’nin bittiği an benim gözümde. Golden sonra bari sevinmeseydin Henry, koşmasaydın sevinçle. Bari maç bittikten sonra kafanı önüne eğseydin utancıdan. Bu temiz İrlanda futboluna, futbolun güzelliğine yazık ettiğinden, en çok de kendine yazık ettiğinden dolayı eğseydin başını. Ah Henry! Siz Fransa’nın varoşlarından gelen çocuklardınız. Ötekilerdiniz, umuttunuz, mücadeleydiniz tüm yoksulların gözünde ve bizim gözümüzde. Yapmayacaktın bunu güzel Henry.
İrlandalılar ise uğradıkları o müthiş haksızlığa karşın sahada son dakikaya kadar, yine hiçbir çirkeflik yapmadan alınlarının akıyla oynadılar. Böyle oynadıkları sürece artık, böyle temiz, böyle tutkuyla ve mağrur, ben İrlandalıyım.
Zaten Domenceh’in oynattığı sıkıcı ve bedbaht futboldan dolayı Fransızların yarısı gibi benim de nefret etmeye başladığım Fransa ise umarım maç bile kazanamadan Güney Afrika’yı terk eder.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder