Yunanistan’da felsefe, aralarında Thales’in de bulunduğu ahlakçı ve kural koyucu düşünürler olarak da bilinen “yedi bilgeler” dönemi ile başlar. Fakat Thales aynı zamanda bir doğa filozofu ve Milet Okulu’nun kurucusu olma özelliğiyle diğer bilgelerden sıyrılır.
Anadolu Kıyısı’nda bir İonia Kenti olan Miletos, İzmir’in güneyinde, Söke-Milas Yolu’nun Batısında, Büyük Menderes Nehri’nin yığdığı çamurlar yüzünden deniz’den ayrılmış bir kenttir.
Bu kente sonradan mı geldiği yoksa Miletos’un yerlisi mi olduğu konusunda kesin bir fikir yoktur. Thales’i önemli kılan onun ilk kez mitolojiden sıyrılmış, akılcı bir bilgi arayışı içine giren yunan düşünürü olmasıdır. Böylece Yunan’da yeni bir düşünce geleneği başlatmıştır.
Thales, doğa olaylarının mekanizmasını bulmaya çalışmıştır. Yani, bilimsel kuramlar geliştirmiştir. Zaten kendisine doğa filozofu denmesinin sebebi de budur. Daha çok matematik ve astronomi ile uğraşmıştır. Ay ve güneş tutulmalarına ilişkin hesaplamalar yapmıştır. İ.Ö. 585’deki güneş tutulmasını doğru bir şekilde hesapladığı söylenmektedir.
Thales aynı zamanda bir gezgindir. Ortadoğu ve Mısır’a gitmiş ve o bölgelerdeki insanları ve kültürleri tanıma fırsatı bulmuştur. Astronomiyle ilgili bilgileri Mısır’da edindiği bile söylenmektedir. Bu gezilerinin sırasında bir piramidin boyunu gölgelerden yararlanarak hesaplamıştır.
Thales’in aynı zamanda siyasetçi ve kural koyucu düşünür olma özelliği vardır. Yedi bilgelerden birisi olduğunu söylemiştik zaten. Thales, yunan dünyasına gözlerini dikmiş olan Perslere karşı ortak bir politika yürütülmesini savunmuştur. Ahlakçı özelliğini ise her zaman ölçülü ve dengeli davranmak gerektiğiyle ilgili sözleriyle göstermiştir.
Thales ve diğer Milet Okulu düşünürlerinin ilk kez akılcılığı benimsemelerinin yanında başka önemli ortak noktaları da bulunmaktadır. Bunların başında “arkhe” kavramı gelmektedir. Bu filozoflara göre evrende her şey devinim halindedir. Başlar ve biter. Her şey sonlu ve sınırlıdır. Değişmeyen ve sonsuz olan şey ise, yani her şeyin kendisinden türediği şey, “arkhe”dir.
İonaia’da arkhe kavramını ilk kez ortaya atan kişi olan Thales için arkhe eşittir Su’dur. Su herşeyin başlangıcıdır. Her şey sudan türemiştir. Yer “okaenos” üzerinde yüzmektedir. Su, yoğunlaştıkça katı maddeleri, seyreldikçe havayı oluşturur.
Thales’in öğrencisi Anaksimandros ise arkhe olarak “apeiron”u seçmiştir. Apeiron, sonsuz ve sınırsız anlamına gelmektedir. Milet okulu’nun ikinci büyüğü olan Ankasimandros’a göre arkhe olarak belirli bir maddeyi seçmek yanlış olacaktır. Çünkü bu maddeler sınırlı miktardadır ve kendileri ancak apeironun ürünü olabilirler. Apeiron öncelikle sıcak ve soğuğu, sıcak ve soğuk da sıvı ve katıyı oluşturmuştur. Bu durumda sıvının sınırlı olduğu ve arkhe olamayacağı açıktır.
Anaksimandros’un canlılığın oluşumuna ilişkin, modern biyolojinin görüşlerine benzer teorileri de vardır. Anaksimandros’a göre canlılık ilkin ıslak yerlerde balığa benzer türde kabuklu organizmalar şeklinde ortaya çıkmıştır. Bu canlılar daha sonra kuru yerlere geçmiş ve kabuklarını atmışlardır.
Anaksimandros aynı zamanda bir evren modeli tasarlamıştır. Bu modeli önemli kılan ise içerdiği bütünsellik ve Yer ile ilgili beyanıdır. Filozof, evreni büsbütün olarak tarif etmeye girişmiş ve Yer’in hiçbir yere dayanmadığını, uzayda boşlukta durduğunu iddia etmiştir. Yalnız, Yer’i küre biçiminde değil de, bizim üstteki yüzeyinde oturduğumuz bir silindir olarak düşünmüştür.
Milet’in üçüncü ve son büyük filozofu olan Anaksimenes ise Yer’in havada yüzen bir tepsi biçiminde olduğunu söylemiştir. Çünkü Anaksimenes’e göre arkhe hava’dır ya da soluk’tur. Anaksimenes bu arkhe tarifiyle düşünce tarihine “ruh” kavramını sokmuştur. Filozof’a göre hava ya da soluk canlılık için temel maddedir.
Hava da Apeiron gibi sonsuz olmakla birlikte Thales’deki Su gibi belirli bir maddedir. Anaksimenes Hava’nın sonsuz olduğunu ve herşeyin havadan meydana geldiğini söylemiştir. Hava, yoğunlaştıkça nesneleri meydana getirir. Önce bulutları sonra suyu sonra da taşları. Yoğunluğu azalan hava ise ateşe dönüşür.
Bize canlılık veren de yine hava’dır. Soluk. Soluğumuz, ruhumuz, bizden gittiği zaman ölürüz.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder